Yakın Doğu Üniversitesi
Büyük Kütüphane
Adres
Yakın Doğu Bulvarı, Lefkoşa, KKTC
İletişim
library@neu.edu.tr · +90 (392) 223 64 64
Google Jackets'tan alınan resim
OpenLibrary'den resim

Evvel zaman ihtilali : cellatların bilinmeyen tarihi / Faruk Yıldız.

Yazar: Materyal türü: MakaleMakaleDil: Türkçe Yayın ayrıntıları:İstanbul : Eşik, 2017.Tanım: 171 p. ; 22 cmISBN:
  • 9786051592671
Konu(lar): LOC sınıflandırması:
  • PL248.Y55
Özet: Ismet, iki aya yakin bir süredir Yedikule’nin karanlik kuyularinin birinde tutuluyordu. Bir sabah zindanin kapisi büyük bir gürültüyle açilmisti. Gardiyanlardan biri elinde tuttugu bir tepsi ile içeri girdi. Ismet, tepsiye bakinca bunun dünya hayatinda görecegi son yemegi oldugunu anlamisti. Çünkü tepside her zamanki ekmek ve çorbanin yaninda kirmizi renkli bir serbet konulmustu. Feryat figan etmenin bir faydasi yoktu. Ismet, acele etmeden çorbaya dogradi. Yemegini bitirdikten sonra serbeti de içti. Bu sirada gardiyan yani basina pasli bir ibrikle su getirmisti. Ismet, ibrigi aldi ve agir agir abdestini tazeledi. Ardindan sirtindaki hirkasini yere serip iki rekat namazini kildi. Ellerini, nicedir göremedigi semaya açti. Uzun uzun dualar etti. Ayaga kalktiginda gardiyan bir seyler söyleyecek gibi oldu. Ancak Ismet firsat vermeden “Haydi...Gidelim!” deyince gardiyan aceleyle Ismet’in eli ve ayagini zincirledi. Böylece yola koyuldular. Yedikule’den At Meydani’na kadar... En önde zinciri sirtlayan gardiyan, pesinde Ismet, muhafizlar, onlarin da ardinda elindeki tokmagi davuluna vurup ortaligi ayaga kaldiran çigirtkan... “Kim ki kiyar bir masumun canina, Bakin, görün ne geliyor basina...”
Bu kütüphanenin etiketleri: Kütüphanedeki eser adı için etiket yok. Etiket eklemek için oturumu açın.
Yıldız derecelendirmeleri
    Ortalama puan: 0.0 (0 oy)
Mevcut
Materyal türü Geçerli Kütüphane Yer numarası Durum Notlar Barkod
Fiction NEU Grand Library General Collection PL248.Y55 E98 2017 (Rafa gözat(Aşağıda açılır)) Kullanılabilir Gifted by: Serenay Çakırer 6724892610

Ismet, iki aya yakin bir süredir Yedikule’nin karanlik kuyularinin birinde tutuluyordu. Bir sabah zindanin kapisi büyük bir gürültüyle açilmisti. Gardiyanlardan biri elinde tuttugu bir tepsi ile içeri girdi. Ismet, tepsiye bakinca bunun dünya hayatinda görecegi son yemegi oldugunu anlamisti. Çünkü tepside her zamanki ekmek ve çorbanin yaninda kirmizi renkli bir serbet konulmustu. Feryat figan etmenin bir faydasi yoktu. Ismet, acele etmeden çorbaya dogradi. Yemegini bitirdikten sonra serbeti de içti. Bu sirada gardiyan yani basina pasli bir ibrikle su getirmisti. Ismet, ibrigi aldi ve agir agir abdestini tazeledi. Ardindan sirtindaki hirkasini yere serip iki rekat namazini kildi. Ellerini, nicedir göremedigi semaya açti. Uzun uzun dualar etti. Ayaga kalktiginda gardiyan bir seyler söyleyecek gibi oldu. Ancak Ismet firsat vermeden “Haydi...Gidelim!” deyince gardiyan aceleyle Ismet’in eli ve ayagini zincirledi. Böylece yola koyuldular. Yedikule’den At Meydani’na kadar... En önde zinciri sirtlayan gardiyan, pesinde Ismet, muhafizlar, onlarin da ardinda elindeki tokmagi davuluna vurup ortaligi ayaga kaldiran çigirtkan... “Kim ki kiyar bir masumun canina, Bakin, görün ne geliyor basina...”

Bu materyal hakkında henüz bir yorum yapılmamış.

bir yorum göndermek için.